Görüntüde her şey yolundaymış gibi duran, dışarıdan bakıldığında “sorunsuz” addedilen ama içeride yavaş yavaş duygusal bağların koptuğu ilişkiler vardır. Kimse yüksek sesle kavga etmez, kimse kapıyı çarpmaz, bazen gündelik hayat bile sorunsuzca akar. Fakat içten içe iki kişi arasında görünmez bir duvar yükselir. İşte bu süreç, literatürde giderek daha fazla konuşulan “sessiz boşanma” olarak adlandırılır. Sessiz boşanma,
Aldatılma, ilişkilerin en sarsıcı deneyimlerinden biridir. Güveni, aidiyeti ve ilişkiye dair temel varsayımları kökten etkiler. Birçok kişi bu süreçte aynı sorunun etrafında dolaşır: “Bu ilişkiden bir şey çıkar mı? Tekrar şans vermek mantıklı mı?” Bu metin, böyle bir süreçten geçen kişilerin bu soruyu daha bilinçli bir yerden değerlendirmesine yardımcı olmak için hazırlanmıştır. 1. Aldatmanın İlişki Dinamiğindeki
Çocukluk dönemi, bireyin kişilik yapılanmasının, duygu düzenleme becerilerinin ve ilişki örüntülerinin temellerinin atıldığı çok özel bir süreçtir. Çocuğun nasıl bir çevrede büyüdüğü, büyürken hangi deneyimlerle karşılaştığı, bu deneyimler esnasında duygularını yaşamasına yeterince fırsat verilip verilmediği, ona yeri geldiğinde sınır konulup konulmadığı; erişkinlikteki davranış biçimlerini önemli ölçüde etkiler. Bazı çocuklar, ebeveynleri tarafından sürekli desteklenen, her isteği
Boşanma Kararı Sonrası “Doğru mu Yapıyorum?” Sorgusu: Nedenleri ve Çıkış Yolları Özet: Boşanma, yalnızca bir ilişkinin bitişi değil; kimliğin, güvenin, alışkanlıkların ve yaşam düzeninin yeniden kurulduğu büyük bir dönüm noktasıdır. Bu nedenle “Doğru mu yapıyorum?” sorgusu, zayıflık değil; zihnin, kalbin ve benliğin yeni gerçeğe uyum çabasıdır. İçindekiler Boşanma Kararı Aldıktan Sonra Neden Sorgu Yapılır? 1)
Hayatımız boyunca çevremizden gelen bakışları, yorumları ve beklentileri duyumsarız. Bu çok insani bir ihtiyaçtır; çünkü bizler sosyal varlıklarız ve toplum içinde yaşarız. İnsanlık tarihi boyunca grup içinde kabul görmek, güvenlik ve hayatta kalmanın temel koşullarından biri olmuştur. Dolayısıyla “başkaları benimle ilgili ne düşünür” kaygısının tamamen ortadan kalkmasını beklemek gerçekçi değildir. Ancak bu kaygı, dozunu aşıp
Hepimiz zaman zaman, olayları değerlendirirken gerçeği çarpıtan düşünce biçimlerine kapılırız. Bu, insan olmanın doğal bir parçasıdır. Ancak bu düşünce hataları sürekli ve farkında olmadan tekrarlandığında, ruh halimizi, özgüvenimizi, ilişkilerimizi ve yaşam kalitemizi olumsuz etkiler. Psikolojide bu tür düşünce hatalarına bilişsel çarpıtmalar denir. Bilişsel çarpıtmalar kişiye kendi zihinsel filtrelerini fark etme imkânı sunar. Zira bunları fark etmek, düşüncelerimizi
Sevgisiz Büyüyen Kişinin Kendisini Sevmesinin Yolu Sevgi, insanın kendini değerli hissetmesinin en temel kaynağıdır. Çocuklukta ebeveyn veya bakım verenlerden alınan sevgi, hem duygusal güven hem de özsaygı için adeta bir “psikolojik besin” işlevi görür. Ancak bazı insanlar, bu besini yeterince alamadan büyür. Sürekli eleştirilmek, ilgisizlik ve duygusal ihmal; kişinin kendine bakışını zedeler.Bu yazıda, sevgisiz büyüyen
Psikodinamik Bir Yaklaşımla Ruhsal Etkilenmeyi Anlamak Hayatımız boyunca pek çok olay yaşarız: bazıları sıradan, bazıları sarsıcıdır. İlginçtir ki kimi zaman büyük gibi görünen olaylara şaşırtıcı bir soğukkanlılıkla yaklaşırken; küçük gibi duran, başkaları için önemsiz olan bir olay bizi derinden etkileyebilir. Kimi zaman bir söz, bir bakış ya da küçücük bir olay; içimizde beklenmedik bir şekilde
Psikodinamik Bir Bakışla Anlama ve Fark Etme Kedi fobisi, yani ailurofobi, bazı insanlar için sadece bir “hayvan korkusu” değil, çok daha derin ruhsal süreçlerin dışavurumu olabilir. Bu korku bazen “mantıksız” gibi görünse de,kişinin ruhsal dünyasında çok anlamlı ve yerli yerindedir. Peki, neden bazı insanlar kedilerden bu kadar çok korkar? Bu korkunun kökeninde ne olabilir? Gelin birlikte
“Onsuz yapamam…” “Giderse ne yaparım bilemiyorum…” “Bensiz iyi olabileceğine inanmak istemiyorum…” Bu cümleler çoğu zaman büyük aşkın ya da tutkunun ifadesi gibi görünür. Oysa bazen duygusal bağımlılığın derin çığlığıdır. Duygusal bağımlılık, yalnızca birine çok değer vermek, onu çok sevmek değildir. Buradaki asıl mesele, kişinin kendi varoluşunu, değerini, anlamını neredeyse tamamen partnerine bağlamasıdır. Bu durumsa ilişkileri sağlıklı olmaktan









