Birçok insan ilişkilerinde şu cümleyi kurar:
“Onu çok seviyorum ama en çok da o beni yoruyor.”
Bu bir çelişki gibi görünür.
Sevgi, güven ve huzur getirmesi gereken bir ilişki neden aynı zamanda en yoğun öfkeyi, kırılganlığı ve tetiklenmeyi ortaya çıkarır?
Bu durum bir istisna değil, aslında oldukça yaygındır.
Ve psikoloji bize bunun tesadüf olmadığını söyler.
1. Yakınlık, Savunmaların Zayıfladığı Yerdir
Psikodinamik kurama göre insan günlük hayatında kendini korumak için çeşitli psikolojik savunmalar kullanır.
Ama romantik ilişkilerde bu savunmalar zayıflar.
Çünkü:
Ve tam da bu yüzden, ilişkilerde şu olur:
En çok ihtiyaç duyduğumuz kişi, aynı zamanda en hassas olduğumuz kişi haline gelir.
Bu da tetiklenmeyi kaçınılmaz kılar.
2. Aşk, Geçmişin Sahnesidir
Psikodinamik bakış açısına göre romantik ilişkiler yalnızca “şu anki iki kişi” arasında yaşanmaz.
Aynı zamanda geçmişin izlerini de taşır.
Buna “tekrar etme eğilimi” (repetition compulsion) denir.
İnsan bilinçdışı olarak:
Örneğin:
→ benzer şekilde mesafeli partnerlere çekilebilir
Bu durum bilinçli bir seçim değildir.
Ama zihnin “tanıdık olan güvenlidir” algısıyla çalışmasının bir sonucudur.
3. Bağlanma Sistemi Aktifleştiğinde
Bağlanma kuramına göre romantik ilişkiler, çocuklukta kurduğumuz bağlanma sistemini aktive eder.
Bu sistem aktif olduğunda:
yüzeye çıkabilir.
Örneğin:
Partner mesaj atmadığında yaşanan yoğun tepki çoğu zaman sadece o anla ilgili değildir.
Daha derin bir yerden gelir:
“Yine yalnız kalacağım.”
“Yeterince önemli değilim.”
Bu nedenle tetiklenme çoğu zaman “şimdiki olaydan daha büyük” hissedilir.
4. Partnerimiz Aynı Anda Hem İhtiyaç Hem Tehdittir
Psikodinamik açıdan romantik partner şu iki rolü aynı anda taşır:
Bu ikili yapı, içsel bir gerilim yaratır.
Kişi hem yakın olmak ister hem de incinmekten korkar.
Bu nedenle ilişkilerde şu döngü sık görülür:
5. Yansıtma ve Projeksiyon
İlişkilerde tetiklenmenin önemli bir kısmı yansıtma (projection) mekanizmasıyla ilgilidir.
Kişi kendi içinde taşıdığı bazı duyguları partnerine yansıtabilir.
Örneğin:
Kendi değersizlik duygusunu fark etmek zor olan biri, partnerinin onu değersiz gördüğünü düşünebilir.
Bu durumda tetiklenme aslında:
6. Narsistik Yaralanma ve İlişkiler
Her insanın içinde bir “değerli hissetme” ihtiyacı vardır.
Romantik ilişkiler bu ihtiyacı çok güçlü şekilde etkiler.
Bu nedenle:
kişide narsistik yaralanma yaratabilir.
Bu yaralanma şu duygulara yol açabilir:
Ve bu tepkiler çoğu zaman beklenenden daha yoğun olur.
7. İlişkiler Neden Bu Kadar Yoğun Hissettirir?
Çünkü romantik ilişkiler sadece “iki yetişkinin ilişkisi” değildir.
Aynı zamanda:
yeniden canlandığı bir alandır.
Bu yüzden ilişkide yaşanan bir olay bazen şu anki durumdan çok daha büyük hissedilir.
8. Tetiklenmek Kötü Bir Şey mi?
Hayır.
Aslında tetiklenmek çoğu zaman şunu gösterir:
“Burada benim için önemli bir şey var.”
Yani tetiklenme:
Eğer doğru şekilde ele alınırsa, ilişkiler:
9. Ne Yapılabilir?
Bilimsel ve terapötik yaklaşımlar şu noktaları vurgular:
1. Tepki ile tetiklenme arasına mesafe koymak
Tetiklenmek otomatik olabilir. Ama verilen tepki öğrenilebilir.
2. Duygunun kökenini merak etmek
“Bu bana neden bu kadar yoğun geldi?” sorusu önemli bir kapıdır.
3. Partneri değil, süreci anlamaya çalışmak
Her tartışma sadece “kimin haklı olduğu” ile ilgili değildir.
4. İlişkiyi bir öğrenme alanı olarak görmek
İlişkiler sadece yaşanmaz, aynı zamanda öğretir.
10. En Önemli Gerçek
Aşık olduğumuz kişi bizi tetikler çünkü:
O kişi bizim için önemlidir.
Ve önem verdiğimiz yerde hassas oluruz.
Ama daha derin bir gerçek daha var:
Bizi en çok tetikleyen kişi, çoğu zaman en çok iyileşme potansiyeli taşıyan ilişkidir.Ancak buradaki kilit noktası karşılıklı farkındalık ve gayrettir.
Sonuç
Romantik ilişkiler sadece sevgi değil, aynı zamanda yüzleşme alanıdır.
Bu yüzden ilişkiler bazen zorlayıcıdır.
Ama doğru farkındalıkla:
ilişkiler sadece acı veren değil, aynı zamanda iyileştiren bir alan haline gelebilir.


