Özgüvenli İnsanların 10 Özelliği ve Bu Özellikleri Geliştirmenin Yolları

/ / Genel
Özgüvenli İnsanların 10 Özelliği

Özgüvenli bir insan düşündüğünüzde gözünüzün önüne kim geliyor?

Topluluk içinde rahat konuşan biri mi? Karar verirken tereddüt etmeyen, eleştirilerden etkilenmeyen, insanlarla kolay iletişim kuran veya gerektiğinde sesini yükseltebilen biri mi?

Psikolojide sağlıklı özgüven, dışarıdan ne kadar güçlü göründüğümüzden çok daha karmaşık bir yapıdır.

Günlük dilde kullandığımız “özgüven” kavramının aslında birbiriyle ilişkili farklı parçaları vardır:

  • Özsaygı: Kişinin kendisine ilişkin genel değer algısı.
  • Öz-yeterlik: Belirli bir durumla başa çıkabileceğine dair inancı.
  • Öz-şefkat: Başarısızlık, hata veya yetersizlik hissettiğinde kendisine nasıl davrandığı.
  • Psikolojik esneklik: Zor duygu ve düşünceler varken bile kişinin değerleri doğrultusunda hareket edebilme kapasitesi.

Bu nedenle sağlıklı özgüveni şöyle tanımlamak daha doğru olabilir:

“Her şeyi yapabilirim” inancı değil; “Her şeyi yapamayabilirim ama öğrenebilir, deneyebilir, başarısız olabilir ve yine de kendime olan saygımı tamamen kaybetmeden yoluma devam edebilirim” diyebilme kapasitesi.

Uzunlamasına çalışmalar özsaygının ruhsal sağlık, sosyal ilişkiler ve çeşitli yaşam sonuçlarıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte yalnızca özgüven düzeyi değil, kişinin kendi değerini neye dayandırdığı da önemlidir.

Özgüvenli insanların 10 özelliği

1. Özgüvenli insanlar herkesi kendilerine hayran bırakmaya çalışmazlar

Gerçek özgüven ile sürekli onay ihtiyacı birbirine kolaylıkla karıştırılabilir.

Dışarıdan son derece iddialı görünen, başarılarını sürekli anlatan, eleştiriye tahammül edemeyen veya her ortamda üstünlüğünü kanıtlamaya çalışan bir insanın özsaygısı aslında oldukça kırılgan olabilir.

Kişi değerini sürekli başarıya, dış görünüşe, insanların onayına veya başkalarından üstün olmaya bağlıyorsa bu alanlardaki başarısızlıklar benlik değerine yönelik bir tehdit haline gelebilir.

Sağlam özgüven ise şuna daha yakındır:

“Takdir edilmek hoşuma gider ama değerli olduğumu hissedebilmek için sürekli takdir edilmem gerekmiyor.”

Başka bir ifadeyle sağlıklı özgüven, kişinin kendisini başkalarının alkışından tamamen bağımsız hale getirmesi değil; kendi değerini yalnızca o alkışa bağlamamasıdır.

2. “Bilmiyorum” diyebilirler

İlginç biçimde gerçek özgüvenin güçlü göstergelerinden biri, her şeyi biliyor görünmeye çalışmamaktır.

Özgüvenli bir insan gerektiğinde şöyle diyebilir:

“Bilmiyorum.”

“Yanılmış olabilirim.”

“Bu konuda senden daha az bilgiliyim.”

“Biraz araştırmam gerekiyor.”

Çünkü bilgi eksikliği ile kişisel değersizliği birbirine karıştırmaz.

Bir konuda yanılmak kişinin bütün değerini ortadan kaldırmaz.

Kendisini sürekli haklı göstermek zorunda hissetmek ise her zaman özgüven göstergesi değildir. Bazen kişinin hata yapmanın veya yanılmanın yarattığı utanca tahammül etmekte zorlanmasıyla ilişkili olabilir.

3. Hata yaptıklarında “Ben başarısızım” yerine “Burada başarısız oldum” diyebilirler

Bu iki cümle arasında psikolojik açıdan önemli bir fark vardır.

“Başarısız oldum” bir olayı tarif eder.

“Ben başarısızım” ise kişinin bütün kimliğini tek bir olay üzerinden tanımlar.

Sağlıklı özgüvene sahip insanlar başarısızlık yaşadıklarında üzülebilir, utanabilir veya hayal kırıklığı yaşayabilirler. Fakat bu duyguların bütün benlik algılarını tanımlamasına izin vermemeye çalışırlar.

Burada öz-şefkat önemli hale gelir.

Öz-şefkat, kişinin hatalarını görmezden gelmesi veya kendisini koşulsuz biçimde haklı çıkarması değildir. Zorlandığı bir dönemde kendisine aşağılayıcı biçimde yaklaşmadan, hatasını görebilmesi ve yoluna devam edebilmesidir.

Öz-şefkat ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkiyi inceleyen meta-analitik çalışmalar da bu iki yapı arasında anlamlı bir bağlantı bulunduğunu göstermektedir.[1]

4. Eleştiriyi dinlerler ama her eleştiriyi gerçek kabul etmezler

Sağlıklı özgüven eleştiriden etkilenmemek değildir.

Özgüvenli bir kişi de eleştirildiğinde rahatsız olabilir.

Ancak iki uçtan da uzak durabilir.

Bir uç:

“Beni eleştirdiğine göre bana düşman.”

Diğer uç:

“Beni eleştirdiyse kesinlikle ben hatalıyım.”

Daha sağlıklı yaklaşım ise şudur:

“Söylediğinde doğru bir taraf var mı?”

Eleştirinin içeriğine, kaynağına ve bağlamına bakabilir.

Haklı bulduğu kısmı kullanabilir, haksız bulduğu kısmı reddedebilir.

Özgüven burada eleştiriyi görmezden gelmek değil, başka bir insanın görüşünü kendi değeriniz hakkındaki nihai karar haline getirmemektir.

5. Hayır diyebilirler; hayır derken biraz suçluluk hissetmeleri bunu değiştirmez

Özgüvenin günlük hayatta en görünür olduğu alanlardan biri sınır koyabilmektir.

“Bugün gelemem.”

“Bunu yapmak istemiyorum.”

“Bu şekilde konuşulmasından hoşlanmıyorum.”

“Buna katılmıyorum.”

Fakat özgüvenle ilgili önemli bir yanlış inanış vardır:

Özgüvenli insanın sınır koyarken hiç suçluluk hissetmediği düşüncesi.

Özellikle uzun yıllar insanları memnun ederek ilişki kurmuş birinin hayır derken veya sınır koyarken suçluluk hissetmesi oldukça mümkündür.

Fark şudur:

Suçluluk hissetmek, otomatik olarak sınırın yanlış olduğu anlamına gelmez.

Bazen özgüven, rahatsızlık tamamen ortadan kalktıktan sonra sınır koyabilmek değil; rahatsızlık varken de sınırınızı koruyabilmektir.

6. Başkalarıyla sürekli yarış halinde yaşamazlar

Sosyal karşılaştırmayı tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. İnsanlar doğal olarak kendilerini çevrelerindeki kişilerle kıyaslayabilir.

Sorun kıyaslamanın kendisinden çok, özdeğerin sürekli kıyaslamanın sonucuna bağlanmasıdır.

“Benden daha başarılı mı?”

“Benden daha güzel mi?”

“Benden daha çok kazanıyor mu?”

“Benden daha fazla seviliyor mu?”

Özdeğer bu soruların cevabına bağlı olduğunda özgüveni kalıcı biçimde korumak zorlaşır. Çünkü hangi alanda başarılı olursanız olun, mutlaka sizden daha başarılı birini bulabilirsiniz.

Üstelik kişinin benlik değerinin dış onay, başarı veya değişken yaşam olaylarına aşırı derecede bağlı olması daha kırılgan bir özsaygı yapısıyla ilişkili olabilir.[2]

Sağlıklı özgüven zamanla ölçütü değiştirmeye yardımcı olur:

“Başkalarından daha iyi miyim?” yerine “Ben kendi değerlerim doğrultusunda ilerliyor muyum?”

7. Gerektiğinde yardım isteyebilirler

“Güçlü insan kimseye ihtiyaç duymaz” düşüncesi sağlıklı özgüven tanımı değildir.

Tam tersine kişinin kendi kapasitesini gerçekçi biçimde değerlendirebilmesi önemlidir.

“Bunu bilmiyorum, öğrenebilirim.”

“Bu konuda yardıma ihtiyacım var.”

“Bunu tek başıma çözemiyorum.”

Bunları söyleyebilmek zayıflık değildir.

Psikolojide öz-yeterlik, kişinin belirli bir görevi veya durumu yönetebilme kapasitesine ilişkin inancını ifade eder.

Albert Bandura’nın öz-yeterlik yaklaşımına göre bu inanç özellikle kişinin kendi başarı ve ustalık deneyimleri, başkalarını gözlemlemesi, sosyal geri bildirimler ve bedensel-duygusal tepkilerini yorumlama biçiminden beslenir.[3]

Bu nedenle özgüven yalnızca düşünerek değil, deneyerek de gelişir.

8. Kaygı duysalar bile harekete geçebilirler

“Özgüvenli olursam artık korkmam.”

Bu, özgüvenle ilgili en yaygın yanlış inanışlardan biridir.

Özgüvenli insanlar da:

  • Topluluk önünde konuşurken heyecanlanabilir.
  • İş görüşmesinden önce kaygılanabilir.
  • Birini reddederken huzursuz olabilir.
  • Yeni bir işe başlarken kendinden şüphe edebilir.

Fakat kendilerine şunu söyleyebilirler:

“Kaygılı olmam bunu yapamayacağım anlamına gelmiyor.”

Özgüven korkusuzluk değildir.

Bazen özgüven, korkunun veya kaygının ortadan kalkmasını beklemeden küçük ve yönetilebilir bir adım atabilmektir.

9. İlişkilerini kaybetmemek için sürekli kendilerini terk etmezler

Sağlıklı özgüven yalnız başına ayakta durmak değildir; sağlıklı ilişkiler kurabilmeyi de kapsar.

Uzunlamasına araştırmalarda sosyal ilişkiler ile özsaygı arasında karşılıklı bağlantılar bildirilmiştir.[4]

Bu nedenle özgüvenli insanın mottosu:

“Kimseye ihtiyacım yok.”

değildir.

Daha çok şöyledir:

“Sana değer veriyorum ama ilişkimizi korumak için sürekli kendimden vazgeçmek istemiyorum.”

Yakınlık ile kişinin kendisini tamamen terk etmesi aynı şey değildir.

10. Kendilerine güvenebilmek için kendilerine kanıt biriktirirler

Belki de özgüveni geliştirmek konusunda en önemli noktalardan biri budur.

Özgüven yalnızca olumlama cümlelerini tekrar ederek gelişmez.

“Ben güçlüyüm.”

“Ben yeterliyim.”

“Ben başarabilirim.”

Bu tür ifadeler bazı kişiler için faydalı olabilir. Ancak kişinin kendisine ilişkin inançlarını şekillendiren çok önemli bir başka kaynak vardır:

Geçmiş davranışları ve deneyimleri.

“Korkmama rağmen yaptım.”

“Sınır koydum.”

“Başaramadım ama yeniden denedim.”

“Bilmediğim şeyi öğrendim.”

“Bir hata yaptım ve düzelttim.”

Öz-yeterlik araştırmalarında da kişinin doğrudan yaşadığı başarı veya ustalık deneyimlerinin güçlü bir bilgi kaynağı olduğu vurgulanmaktadır.[3]

Özgüven nasıl geliştirilir?

Daha sağlam bir özgüven geliştirmek istiyorsanız ilk hedefiniz:

“Kendimi sürekli iyi hissetmeliyim.”

olmak zorunda değildir.

Daha gerçekçi bir hedef şudur:

“Kendimle daha güvenilir bir ilişki kurmak istiyorum.”

Bunun için günlük hayatta şu küçük değişiklikler oldukça değerli olabilir:

  • Kendinize verdiğiniz küçük sözleri mümkün olduğunca tutun. Çok büyük hedeflerden önce küçük ve uygulanabilir taahhütler oluşturun.
  • Küçük durumlarda sınır koymaya başlayın. Sınır koymayı yalnızca büyük çatışmalar sırasında öğrenmeye çalışmayın.
  • Yetersiz hissettiğiniz alanlarda tamamen kaçınmak yerine küçük dozlarda deneyim kazanın.
  • Hata yaptığınızda davranışınızı eleştirin, kimliğinizi değil. “Burada yanlış yaptım” ile “Ben yetersizim” arasındaki farkı koruyun.
  • Başarı ve başarısızlık sonrasında özdeğerinizdeki dalgalanmaları fark edin. Bir başarıdan sonra “Artık değerliyim”, bir başarısızlıktan sonra “Değersizim” diyorsanız bunu gözlemleyin.
  • Başkasının sizi onaylamaması ile sizin yanlış yapmış olmanızı birbirinden ayırın.
  • Kendinizi sürekli başkalarıyla kıyasladığınız alanları azaltın. Özellikle size hiçbir yarar sağlamayan karşılaştırmaları fark edin.
  • Yaptığınız küçük ilerlemeleri kaydedin. Zihninize yalnızca eksiklerinizi değil, başa çıktığınız durumları da hatırlatın.

Özgüven gelince harekete geçmeyi beklemeyin

Belki de en önemli noktalardan biri şudur:

Özgüven gelince harekete geçmeyi beklemeyin.

Çünkü süreç çoğu zaman düşündüğümüzün tersidir.

Önce küçük bir adım atarsınız.

Sonra beyniniz bir deneyim kaydeder:

“Bunu yapabildim.”

Bir sonraki adım biraz daha kolaylaşabilir.

Yeni deneyimler biriktikçe kendinize ilişkin inançlarınız da yavaş yavaş değişmeye başlayabilir.

Bu nedenle özgüveni yalnızca bir duygu olarak değil, deneyimler yoluyla gelişen bir ilişki olarak düşünmek daha işlevsel olabilir.

Gerçek özgüven daha sessizdır

Özgüven:

“Ben herkesten iyiyim.” demek değildir.

“Kimseye ihtiyacım yok.” demek değildir.

“Hiç korkmuyorum.” demek değildir.

“Kimse beni eleştiremez.” demek hiç değildir.

Gerçek özgüven bazen çok daha sade bir iç sesle kendisini gösterir:

“Eksiklerim var. Bazı insanlar beni sevmeyebilir. Yanılabilirim. Reddedilebilirim. Başarısız olabilirim. Bazen yardıma ihtiyaç duyabilirim. Ama bunların hiçbiri insan olarak değerimi bütünüyle ortadan kaldırmaz.”

Sağlıklı özgüven, gelecekte her şeyi başaracağınızdan emin olmak değildir.

Başaramadığınız zamanlarda bile kendinizi tamamen terk etmeyeceğinize güvenebilmektir.


Not: Bu içerik psikoeğitim amacıyla hazırlanmıştır ve psikolojik değerlendirme, tanı veya terapi yerine geçmez.